6 Haziran 2017 Salı

Özetle

     Dil, bir ülkenin gelişiminin önemli unsurlarından biridir. Çünkü dilimizi ne kadar iyi bilirsek, dilimizde mevcut kelimelerin manasına ne kadar çok fazla vâkıf olursak düşünme dağarcığımız da o denli geniş olacaktır. Bu düşünme dağarcığının geniş olmasının bir çok faydası elbette vardır. Bunların başında kendimizi daha iyi ifade etmek, gerçekleşen en basit fayda olarak gözümüze çarpmaktadır.  Peki bunun yanında düşünme dağarcığımız genişleyecek de  ne olacak derseniz şu unsurları gözümüzden kaçırmamamız gerekiyor. Bilimde ileri giden ve icatlar keşfeden ülkelerin dilini en iyi şekilde kullanmakla birlikte bu vesile ile kültürlerini, karakteristik yapılarını diğer ülkeler üzerinde kabul ettirebilmekte ya da özenti unsuru olarak kullanabilmekteler.

  Bir gün içinde kullandığımız kelime sayısı aslında ne kadar alternatifli düşündüğümüzün de bir göstergesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu unsur aslında bizim hayattaki başarımızı da etkileyecek bir sebep değil midir? Biz insanlar, konuşarak anlaşan yaratılmışlar olarak bizim kelimeleri kullanma yetimiz ve kelime dağarcığımızla ortaya çıkan kendimizi ifade etme kabiliyetimiz bizi başarılı kılacak bir etken değil midir?

     Çok fazla geriye gitmemekle beraber öz eleştiri yapmadan edemeyeceğim. Tabii ki yapacağım bu öz eleştirinin içinde şahsım da katiyetle yer almaktadır. Bir ülke düşünün, okumaya yeni başlamış bir evlat, ülkesinin kuruluşunda yayınlanan gazeteyi anlamayı bırakın okumakta dahi güçlük çekiyor. Bu ülke öyle bir ülke olsun ki tarihte de 16 devlet kurup, kurduğu ülke 17. olsun. Evet hepimizin farkında olduğu gibi bu güzelim ülkemiz olan Türkiye'dir. Şurası bir gerçek, eğer biz muasır medeniyetler seviyesine daha hızlı yükselmek istiyorsak en azından 1923'de çıkan gazeteleri elimize aldığımız da okuyup anlayabilmeliyiz. Tabii ki bu Türkçe'nin özünden uzaklaşmak demek değildir; asıl diğer dillerin özenti istilasından dilimizi korumaktır. Onun için Gazi Mustafa Kemal geometri terimlerini dilimize çevirmedi mi? Hikmet Mercan tekstile dair kelimeleri Türkçe olarak karşılıklarını yazmadı mı? Mercan aynı zamanda tekstilde yeni buluşlara imza atmadı mı?  Ondan dolayı Cumhurbaşkanımızın dile getirdiği, eskilerin kitap okunduğu çay ve kahvelerin yudumlandığı yer olan, kıraathaneler tekrar niye açılmasın?

     Çok basit bir örnek olarak "kafe" ismi zihnimizde ne çağrıştırıyor? Hiç bir mana taşımayan kelimelerin çağrışımları, düşünme kabiliyetimize ne kazandırıyor? Peki 17. devletini kurmuş ve dil olarak Türkçe'yi kabul etmiş olan ülkemize, yani kısaca bizlere ne katıyor? Bu arada, kafeye hiç gitmemiş 1. sınıf öğrencisi kafe kelimesini heceleyerek okuduğu vakit ne anlıyor? Yabancı dil öğrenilmesine mi karşısın İsmail diyorsan cevabım asla karşı değilim olacaktır. Aslında dilimizi ne kadar çok iyi bilirsek yabancı dilleri de o kadar çabuk öğrenebiliriz. Bunun yanında Fatih Sultan Mehmet Han eğer Yunanca bilmeseydi Homeros'un İlyada'sını Yunanca olarak okuyabilir miydi? Özünden uzaklaşılıp özenti haline dönüşmediği sürece çok dil bilmek bulunduğumuz konuma göre etrafımıza çok şey katacağımız bir unsur değil midir? Bunun en güzel örneğini yine Fatih Sultan Mehmet Han'ın Osmanlı Devleti'ne kattığı vizyonda görmüyor muyuz? Devleti o günün şartlarında her alanda en ileri seviyeye taşımak yegane gayesi  değil miydi? Tabii bu düşünce yapısını sadece dile bağlamak bir çok unsuru eksik bırakmamıza neden olabileceği gibi dilin de hiç bir etkisi yokmuş gibi göstermek olayları yorumlamamız da hataya düşmemize sebebiyet verebilir.


     Özetle, ülke sınırlarımız içinde çok büyük bir çoğunluğumuz  güzelim dilimizi konuştuğuna göre bu işin ucundan herkes tutabilir.  Nasıl mı? Kafeyi işleten kişi, dilimize uygun daha güzel bir isim bularak. Örneğin "muhabbet mekanı" ya da biraz daha eskiye giderek "mekan-ı muhabbet" ismi konulabilir. Bu arada, turist gelmez diyorsak parantez içinde de (cafe) yazılır olur biter :). Alışveriş merkezleri, spor merkezleri, stadyumlar v.b yerler halkımızın yoğun olarak kullandığı yerler olup isimlerinin dilimize uygun hale getirilebileceği mekanlar olarak örnek gösterebiliriz. Okullarımızda, kelime dağarcığını genişletici kelimeleri MEB ilgili kitaplara serpiştirebilir. Bizler konuşmalarımızda seçtiğimiz kelimelerin Türkçe olmasına daha fazla dikkat edebiliriz. Özetle diyeceğim şu ki: Eğer isterse herkesin, diğer bir ifade ile her kesimin işin ucundan tutabileceği bir iş bu. Soru şu: Neden Türkçe olmasın?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme