6 Ocak 2019 Pazar

Fight The Global Warming


Our world is so important since it provides a stable environment for human beings, animals and plants to live in therefore we have to protect it. The world is going bad day by day as people are not doing anything to protect nature; penguins and ice bears are dying; the water is rising. Why?  This is a bad situation that the world is in.  How will the future of our children be? If we won’t protect our world a lot of bad things are waiting for us.

Global warming causes serious damage, maybe now we haven’t realised how bad the situation will become. Our main priority is to make profit, make more money and to fulfil our desires not thinking about how it might affect our future. I want to ask this question again: Why?  

We should start by educating our children at young age and include global warming in their school sylabus. Organizations such as the United Nations can assist school in training students. Through including this subject in our school system we can achive more success and the world can be better than it's current state.

29 Aralık 2018 Cumartesi

Tak Edecek Mi?

Bilsen buralarda neler oluyor?
Gelsin noel, gitsin noel.
Hepimiz bir haberiz senden,
Bilmem ki bize neler oluyor?

Unuttuk mu asıl aşkı?
Savunduk mu ruhsuzca yeni yılı?
Bilsen buralarda neler oluyor?

Gelsin yeni yıl, gitsin eski yıl.
Biz ki Yemen'den bir haber,
Sorumsuzca kuşandık bilincimizi,
Yok ettik onurumuzu,
Sensizken doğrultamadık yolumuzu.

Güneşin batımına an kalmışken,
Kan ağlıyor Doğu Türkistan.
Gülelim mi ağlanacak halimize?
Kan ağlıyorken Gazze'de her bir can.

Tak edecek mi ruhumuza bu an?
İsmail Bal
2018

9 Haziran 2018 Cumartesi

Sade...

Bir kahve söyledim; sade,
İstanbul var karşımda, muhabbetine doyamadığım.
Düşler var her an içimde; yanıp tutuşan,         
Suskun kalan hayallerim var,
Herşeye rağmen bitmemiş hayallerle dolan düşlerim var.

Tükenmek bilmeyen yolculuklara çıkıyorum,
Bazen benlikler konuşuyor etrafımda,
İstanbul sen kal öyle; benlik nedir bilmeden.
Sultanahmet konuşsun,
Süleymaniye cevap versin,
Eyüp dinlesin,
İsmail izleyip, izleyip sussun.

Hayaller bir kenarda dursun,
Konuşulanlar bir kenarda beklesin,
Senin şehrinde kin yaraşır mı bize?

Çocuklar özlerken annesini, babasını ve kardeşini,
Hatta çocuklar özlerken yaşamayı,
O kadar çok yapılacak iş varken,
Söyle İstanbul söyle!
Şehrinde kin yaraşır mı bize?

Ne diyeceğiz okunan ezanlara?
Yaşamayı özleyen çocuklara yardım elini böyle mi uzatacağız?

Bir kahve söyledim; sade,
İstanbul var karşımda muhabbetine doyamadığım.
Söylendim yine birşey bilirmişçesine,
Suskunluğuma derman olur mu diye söylendim.

Af eyle ya Rab af,
Hak etmeden, döktüm derdimi İstanbul'a.
İsmail Bal
2016

7 Mart 2018 Çarşamba

Kısaca Bugünü ve Geleceği

   Sanal para günümüz dünyasında eksiklikleri olmasına rağmen kendine yer edinebilmiş kısmen de olsa gelecek vaat eden ekonomik bir gelişmedir. 2009 yılında piyasaya sürülen sanal paranın ilki Bitcoin olarak karşımıza çıkmaktadır. Bir merkeze bağlı olmaksızın basımı gerçekleştirilen sanal paranın herhangi bir devlet kontrolünde olmayışı avantaj ve dezavantajları da içinde barındırmasına neden olmaktadır. Ancak incelendiği vakit, şuanlık kontrol dışı bir yapıya haiz olmasından kaynaklı avantajların avantajlı bir durum olmadığı da görülecektir.

   Sanal paranın arz talep dengesinin oluşumuyla dolar cinsinden fiyatlanması halen işlevselliğinin sınırlı olduğunun bir göstergesidir. Dünya nüfusunun milyarla ölçülüp 21 milyon Bitcoin'e 2140'larda ulaşılacağının öngörülmesi de işlevselliğinin dünya geneline yayımının güç olacağını bizlere göstermektedir. Ayrıca bu durum dengesiz bir değerlenmenin, spekülatif değerlenmenin, önünü açmakta ve sanal paraya ulaşımın da önünü tıkamaktadır.

  Bunun yanında çeşitli ülkeler ise mesafeli bir duruş sergilemişlerdir. Kayıt altına alınamayan sanal paranın çeşitli cezai muayede gerektiren işlemelerin finansmanında kullanılması risk oluşturduğu diğer bir faktördür.

  İşlevselliğine tekrar değinecek olursak; dünyada her insanın sanal para kullanma ihtimalinin önündeki diğer engellerin ise sanal paranın işlevselliğinde oluşabilecek(günümüz paralarının değil) faiz ve enflasyon oranları olduğunu düşünmekteyim. Bu oranların sıfırlanması yani hiç olmaması sanal paranın dünyadaki bütün insanlara yayılmasına vesile olabilir. Böyle bir durum arzu ettiğimiz "Adil Düzen" in kapılarını dünyaya aralayabilir. Neden olmasın? Ayrıca halen tam olarak küreselleşmemiş dünya da sanal paranın işlevselliğinin önündeki engellerden biridir.  Türkiye sanal paralar üzerinden bir düzenleme gerçekleştirirse, bu öngörüler üzerinden hareket etmelidir.

27 Şubat 2018 Salı

Düşünmek ve Farkına Varmak

  Yaşadık vesselam; modern, post modern, realist, sürrealist, romantik... darbeler. Bu sırada; rayı bulmamız güç mü oldu, erken mi oldu, geç mi oldu demek, kısaca geçmişi deşmek ne fayda verir ki diyenler zihinlerde halen geçmişi barındırıyorlarsa ve bundan ders almış olarak yaşıyorlarsa geçmişi tekrar dile getirmenin fayda vereceği kanaatinde bende değilim. Ancak bunun yanında ders almaya da hatırlamaya da gerek yok diyenlere kocaman bir "orada dur" demek gerektiği düşüncesindeyim.  Elbette bu yazı birşeyleri hatırlatacak; ancak birilerine ders verme amacıyla değil; zihinleri netleştirecek ancak zihinlere herhangi bir darbe türünü yaşatırcasına değil; insan olarak neler yaşadık ve şimdi neler yaşıyoruzu anımsatırcasına bir yazı olacağı düşüncesindeyim.

   Evet, ülke olarak belirli aralıklarla verildiği isimlerle anılan darbeler, darbe girişimleri yaşadık; bu olaylar ülkemizin tarihinde yer ederken, milletimizin zihninde ve kalbinde de yer etti. Bu yer etme olayı o kadar sık aralıklarla tekrarlandı ki belki de bir nesil bu darbelerin tamamını yaşadı; zihnine ve kalbine not etti. Bunun sosyo - ekonomik, psikolojik ve diğer bilmediğimiz neticelerini öncelikle yeni neslin yetiştirilmesi olmak üzere birçok etki, yaşanılmış örnekler üzerinden araştırılması halen mümkündür ve bu mümkünat güzel bir fırsattır. Herbiri ayrı ayrı araştırmaya tabii tutulabilecek darbe başlığında toplayabileceğimiz girişimleri bir bütün olarak da araştırılması halen mümkündür. Ancak balans ayarı gibi eğreti bir başlıkta toplanan ve süreci 1000 yıl gibi uzun sürmesi planlanan 28 Şubat Post-Modern darbesinin yeri belki de araştırmalar neticesinde farklı bir boyutta ele alınması gerekliliği görülecektir.

   28 Şubat 1997 Post-Modern darbe girişimini, yöneten taraf, darbeye karşı çıkan yöneticiler ve halk olarak kısım kısım düşünebiliriz. Darbeci tarafı tarif etmeye bir lüzum olduğunu düşünmüyorum. İsmail Hakkı Karadayı, Çevik Bir...

   Darbeye karşı çıkan tarafta ise Necmettin Erbakan Hoca ve etrafında toplanan yöneticiler olarak derlesek yanlış bir metod izlemiş olmayız sanırım. Halk ise darbeye karşı çıkan yöneticilerin en büyük destekçisiydi. Burada halka apayrı bir parantez açmak gerektiğini düşünüyorum. Çünkü mağdur olan halk kararları protesto ederken hiçbir zaman kendisini dış güçlere kullandırmayı düşünmemiştir. Tamamen haklı davası için alınan kararları şiddet kullanmadan, ülkesine düşman olmadan protesto etmişlerdir. Bu çok önemli bir olgudur; onlar biliyorlardı ki vatanını seven halka rağmen birşey yapma girişimine girmez, girmemeli, biliyorlardı ki halk bir ülkenin en değerli kaynağıdır ve dışlanmamalıdır. Daha da önemli bir etken vardı ülkesini sevenler tarafından; "vatan sevgisi imandandır."