18 Eylül 2020 Cuma

Hayal Ediyor Mu İnsan?

 Bir eylül akşamı,

Yalnızlık kokusu sarıyor etrafı,

 

Ölmeden önce çoğu kez ölüyor insan,

Bir sessizlikle boğuşuyor inan ki insan:

Çığlık, bağlılık, çatışma, döneklik arasında.

 

İyilikte, kötülükte savruluyor bir eylül akşamı,

Çehreler gülünç, içler ise acı.


Herşeyin bir hiç olacağı bir eylül akşamı..

hayal ediyor mu insan?

İsmail Bal

Eylül/2020

7 Haziran 2020 Pazar

Sadakât


Başlığın Türk Dil Kurumu'ndaki manasını, "içten bağlılık", "sağlam, güçlü dostluk" olarak görmekteyiz.  Peki tek taraflı sadakat olur mu? Tek taraflı sadakat pek âlâ olabilir. Birçok insan manevi değerlere, herhangi bir karşılık beklemeksizin sadık yani içten bağlıdır. Belki de bu sadıklık samimi bir niyetin neticesi olarak samimiyeti, samimiyet ise sadakâtın insan ruhunda vâr olmasını sağlıyor. Manevi değerlere sadık kalabilmek herkesin farklı zaman ve anlarda ulaştığı belirli bir eşiğe kadar güç, belirli bir eşikten sonra o eşiğe geri gelmemek daha iyidir. Daha iyi olanı korumak ise kanaatimce daha güç bir hâldir. Kısacası sadakate giden yolda, sadık olabilmekte sadık kalabilmekte birbirinden farklı çabaların sonucudur.

Maddi değerlere sadakatin uzantısı günümüzde yaşanan sorunların temelini teşkil ettiği birçok kişi tarafından aşikar olarak görülmektedir. Bu noktada maddeyi temel alarak bölüştürme sistemlerinin oluşturulmaya çalışılması, netice olarak dünyayı çoğu zaman bir handikabın içine sürüklediği görülmüştür. Hiçbir yapının işleyicisi olmadan yürümesi ya da diğer bir ifade ile kullanıcısı olmadan ilerlemesi mümkün değildir. İnsan ise bu noktada en büyük işleyici veyahut kullanıcısı ya da kullanılanıdır.

Değerleri; maddi, manevi ve hem maddi değerin hem de manevi değerin vücut bulduğu insan kavramını ele alarak bir değerlendirmeye tabii tutabiliriz.

17 Mayıs 2020 Pazar

Çalışan Teşviki ve Bölgesel Kalkınma

Dünyanın her ülkesinde olduğu gibi bölgesel gelişmişlik farklılıkları ülkelerin mücadele ettiği bir unsurdur. Bunun için ülkeler çeşitli teşvik politikalarını açıklamaktadırlar. Geçmişte doğu ve batı Almanya arasında mevcut olan gelişmişlik farkı dünya üzerindeki ülkeler arasından verilebilecek en güzel örneklerden biridir. 

Türkiye'nin ise bölgesel teşvik politikalarının diğer dünya ülkeleri ile karşılaştırıldığında gelişmiş olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Katıldığım bir sempozyumda bu durumu teyit edercesine söylenen birkaç cümleyi Türkiye Almanya Ticaret Odası başkanından duymuş bulunmaktayım. Ancak bu teşvik politikaları daha çok yatırım yapmak isteyen firmalara yönelik olmaktadır. Bir firmanın yatırım yapması elbetteki bölgesel kalkınmanın anahtarı konumundadır. Ancak yatırım yapan firma ya  yüksek teknoloji üreten firma ise ve nitelikli insan gücüne ihtiyaç duymakta ise o zaman ne olacak? Ya da yüksek teknoloji üretmesine gerek yok; bu kurum bir hizmet sektöründe faaliyet gösteren firma olabilir. Bunun için de yatırım yapacağı yerin teşvik politikaları kendi için uygun ancak çalıştıracağı insan gücü ise ilgili bölgede bulunmayabilir ve sırf bu yüzden yatırımlarını erteleyebilir.

Evet, demek istediğimizi anladınız; çalışan teşviki de işin içine girmesi gerekmiyor mu? Sadece firmalara yönelik teşvikler yeterli bir etken olarak sorunlarımıza tam olarak çözüm üretmemektedir. Bunu, geçen yıllar boyunca görmedik mi? Örneğin; yatırım teşvikinden sonra çağrı merkezlerinin bir kısmı doğu bölgesine taşındı. Yeterli oldu mu? - Kısmen evet. Ama farklı sektörlerden de yatırım neden olmasın?

Bir bütün, parçalarıyla tam olmaktadır. Her büyükşehir belediyesi neden İstanbul Büyükşehir gibi ya da Bursa Büyükşehir gibi yatırım çekmesin? Bunun için çalışanların omuzlarına yük olan giderleri azaltmak çalışan teşviki için bir politikanın başlangıcı olabilir. 

15 Aralık 2019 Pazar

Sen


Söylenenler uzaktan çağırır seni,
Gizleyemez geleceği,
Ruhun adım adım gelir yanıma,
Sensizlik yok olsa da sensizlik yine gelir yamacıma.

Ruh burada bilirim,
Herşey beden midir derim?
Gözler kapanırken sensiz olan hayata
Ruhun belirir yanımda

Gel diyemem,
Sensizken yoksun diyemem;
Her an yaşarken seni.

Sormak isterim sessizce;
Bir adım gelsen bana,
Sensizlik yok olur mu sessizce?
Biz olur mu ruh gizlice?
İsmail Bal
2019

11 Aralık 2019 Çarşamba

Sözün Özü


Zorluklar içinde nice devletler kurduk, nice badireler atlattık. Tüyü bitmemiş yetimin hakkı için nice mücadeleler verdik. Durduk mu? Kan ağlarken bir tarafımız diğer tarafımız sustu mu? Tabii ki durmadık, tabii ki susmadık. Ancak şurası bir gerçek ki ne kadar güçlü olursak sesimiz o kadar gür çıkmaya başladı. Şimdi ise, hem gücü koruyacak hem de daha fazla gelişmesi gereken bir ülkemiz var. Kirli oyunların döndüğü bu coğrafyada ayakta durmak için ülkemizi daha ileriye götürmek için gelişmeye devam etmeliyiz.

Elbette bu işi hep birlikte yapmalıyız, peki nasıl? Tabii ki aynı rüyayı görerek. Bunun için çocuklarımıza gençlerimize milli değerlerimizi anlatmaktan, anlatmaktan ziyade yaşamaktan geri durmayarak yapmalıyız. Aslında bilinçli gençlik, daha güçlü Türkiye demek.

Türlü kumpaslarla mücadele eden ülkemizin, aynı zamanda bu gençliğin yetiştirileceği en uygun zemini oluşturan elbette bir çok birimimiz var. Ancak bunlardan en önemlilerinden biri de Milli İstihbarat Teşkilatı(MİT)'dır desek asla hata etmiş olmayız.

Belli bir zamana kadar ABD'nin arka bahçesi olarak anılan teşkilat,  uzun bir süredir yerli ve milli duruşu ile hepimizin gurur kaynağı olmaktadır. Bunun içinde belirli bir dönem yıpratılmak istenmedi mi? Ülkemiz üzerine kurgulanan kirli oyunları, sadece basından izlediğim kadarıyla, Suriye'deki operasyonlarıyla boşa çıkarmadı mı? Güvenliğimiz bu ve buna benzer kurumlarımızla ne kadar sağlam ellerde olursa neslimiz de o düzeyde gelişmez mi? Elbette ki gelişir.

Herkes üzerine düşeni ayrıştırmak için değil birleştirmek için, yontmak için değil yetiştirmek için... yaparsa bu güçlü ülkemiz nice daha güçlü bireyler yetiştirecektir, vesselam.
                Kalın sağlıcakla.
İsmail Bal
2019