17 Mayıs 2020 Pazar

Çalışan Teşviki ve Bölgesel Kalkınma

Dünyanın her ülkesinde olduğu gibi bölgesel gelişmişlik farklılıkları ülkelerin mücadele ettiği bir unsurdur. Bunun için ülkeler çeşitli teşvik politikalarını açıklamaktadırlar. Geçmişte doğu ve batı Almanya arasında mevcut olan gelişmişlik farkı dünya üzerindeki ülkeler arasından verilebilecek en güzel örneklerden biridir. 

Türkiye'nin ise bölgesel teşvik politikalarının diğer dünya ülkeleri ile karşılaştırıldığında gelişmiş olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Katıldığım bir sempozyumda bu durumu teyit edercesine söylenen birkaç cümleyi Türkiye Almanya Ticaret Odası başkanından duymuş bulunmaktayım. Ancak bu teşvik politikaları daha çok yatırım yapmak isteyen firmalara yönelik olmaktadır. Bir firmanın yatırım yapması elbetteki bölgesel kalkınmanın anahtarı konumundadır. Ancak yatırım yapan firma ya  yüksek teknoloji üreten firma ise ve nitelikli insan gücüne ihtiyaç duymakta ise o zaman ne olacak? Ya da yüksek teknoloji üretmesine gerek yok; bu kurum bir hizmet sektöründe faaliyet gösteren firma olabilir. Bunun için de yatırım yapacağı yerin teşvik politikaları kendi için uygun ancak çalıştıracağı insan gücü ise ilgili bölgede bulunmayabilir ve sırf bu yüzden yatırımlarını erteleyebilir.

Evet, demek istediğimizi anladınız; çalışan teşviki de işin içine girmesi gerekmiyor mu? Sadece firmalara yönelik teşvikler yeterli bir etken olarak sorunlarımıza tam olarak çözüm üretmemektedir. Bunu, geçen yıllar boyunca görmedik mi? Örneğin; yatırım teşvikinden sonra çağrı merkezlerinin bir kısmı doğu bölgesine taşındı. Yeterli oldu mu? - Kısmen evet. Ama farklı sektörlerden de yatırım neden olmasın?

Bir bütün, parçalarıyla tam olmaktadır. Her büyükşehir belediyesi neden İstanbul Büyükşehir gibi ya da Bursa Büyükşehir gibi yatırım çekmesin? Bunun için çalışanların omuzlarına yük olan giderleri azaltmak çalışan teşviki için bir politikanın başlangıcı olabilir. 

Peki nasıl? Devletin, dışa bağımlı olduğu enerji ihtiyacını nasıl olur da maliyetsiz olarak çalışan teşviki kapsamında sağlayabilir? Elbette ki burada da kazan- kazan politikasını izleyerek yolumuza devam etmeliyiz. Örneğin; gelişmekte olan büyükşehirler olarak adlandıracağım şehirler yenilenebilir enerjiye yatırım yapabilir. Bu gibi unsurlardan sağlanan enerji çalışan teşviki kapsamında - zarar etmemek koşuluyla- maliyetine çalışanların kullanmasına açılabilir.

Burada dikkat edilmesi gereken unsur gelişmekte olan büyükşehirlerin kendileri için stratejik sektörleri belirlemeleri gerekmektedir. Bu stratejik sektörler ilgili büyükşehirlerin gelişimek için gerekli olan yatırımları çekmesi amaçlanan birinci unsur olmalıdır.

Elbette bu politikayı oluştururken gerekli fizibilite çalışmalarının yapılması gerekmektedir. Yatırımın geri dönüşü vb. Kazan- kazan kapsamında yapılmayan, yani büyük resim olan devlete zarar verirken küçük resim olan gelişmekte olan büyükşehirlere fayda sağlayan projenin kazananı kanaatimce olmaz. Tabii bu politika, sosyal devlet ilkesi kapsamında değerlendirse buna söyleyeceğim herhangi birşey yok. 

Son cümlelerimi kuracak olursam; çalışan teşvikinin önemli bir unsur olduğu kanaatindeyim. Çok dar alanda Tübitak projeleriyle vb. şekillerde ismi konulmasa da gerçekleştirilen bu politikanın geliştirilmesinin bölgelerimize ve büyük resim olan ülkemize katkı sağlayacağını düşünmekteyim. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme