23 Temmuz 2017 Pazar

Zulüm

   Yahudiler belirli dönemlerde zulme uğramış bir millettir. Bu zulümden onları müslüman bir devlet olan Osmanlı Devleti kurtarmış ve onlara kucak açmıştır. Bu durumu şimdi müslümanlara zulmeden bazı yahudilere, belki ders çıkarırlar diye kendilerine ifade etmekten ifade edenlerin dillerinde tüy bitti desek yeridir. Hatta son zamanlarda daha yoğun olarak, ilk kıblemiz  Mescid-i Aksa'da yaşananlar söz konusu iken geçmişe gidip birşeyleri ifade etmeye çalışmanın zaman kaybı olduğunu düşünmekteyim.

  İbadetlerin yapılmasına müsade etmeyen bir oluşumun devlet olma kavramı artık tartışmaya açılabilir. Mazlumların canına kast eden yahudiler içindeki bir kesim grubun devlet yönetiyorum demesinin hiçbir anlamı ve karşılığı giderek kalmamaktadır. Peki dünyadaki yaklaşık 2 milyar müslümanın ilk kıblesini kapatan, girişler için ise silahsız, masum halka bazı tedbirler uygulamak isteyen oradaki yapı ne yapmak istiyor? Şahsıma göre, Filistinli kardeşlerimizin canına kastederek, 2 milyar müslümanı karşına alarak terör estiriyor, yaptığının en basit tanımı bu. Ayrıca müslüman devletler içerisinde yer alan gerek hristiyan gerekse katolig ve diğer dinlere mensup kişiler ibadetlerini özgürce gerçekleştirebilmektedir. Bu ülkeleri örnek alabilmekle beraber müslümanlar da Avrupa ülkelerinde ibadetlerini yapabilmektedir. Bu hususta Avrupa devletleri de sana emsal teşkil edebilir. Biz ibadet özgürlüğü tanıyoruz diyorsanız; ellerinde size doğrultacak silahı dahi olmayan masumları hırpalayarak, canlarına kastederek ibadet özgürlüğü tanıyoruz demenizin hiçbir karşılığı yok.

   Peki masumların canına kast eden bazı yahudilere ders vermek için ilk kıblesini korumak isteyen 2 milyar müslüman ne yapabilir? Şurası bir gerçek eğer şimdi ilk kıblemize sahip çıkmazsak diğer kıblelerimize de zamanla el uzatılmak istenecektir. Bundan dolayı en büyük ortak değerlerimizden biri olan Mescid-i Aksa için bir olup ortak bir tepki vermemizin vakti geldi de geçiyor bile. Eğer bugün tepki verip bu yanlışı durdurmazsak; Müslümanlar Olarak Bizim İçin Yarın Bugünden Daha Zor Olacak. İbadet özgürlüğünü kısıtlamak isteyenler, mazlumlara zulmedenler de bunu istemiyor mu? Ondan dolayı Filistinli kardeşlerimizi ve ilk mescidimiz olan Mescid-i Aksa'yı yalnız bırakamayız.

   Mescid-i Aksa'yı eğer olanağımız varsa daha çok ziyaret etmeliyiz, bunun için kendi içimizde bahaneler üretmeliyiz. Hatta en büyük ziyaret etme nedenimiz cuma hutbesinde geçen Peygamber Efendimiz (s.a.v)'in eşi ile şu konuşması değil midir: "Peygamberimiz (s.a.s)’in eşi Hz. Meymune validemiz bir gün, “Ya Rasûlallah! Bize Beyt-i Makdis hakkında bilgi verir misin?” der. Allah Rasûlü şöyle buyurur: “Orası mahşer ve menşer, yani yeniden diriliş yeridir. Oraya gidin ve içinde namaz kılın. Çünkü orada kılınan bir namaz başka yerdeki bin namaza bedeldir.” Hz. Meymune: “Peki oraya girmeye gücümüz yetmezse ne yapalım ya Rasûlallah” dediğinde Rahmet Elçisi şu cevabı verir: “Kandillerini yakmak için zeytinyağı, yakıt hediye gönderin. Kim bunu yaparsa oraya gitmiş ve namaz kılmış gibi olur.’’ (Beyt-i Makdis = Mescid'i Aksa)

   Peki haklı mücadelemizi dünyaya göstermek için ziyaret etmekten başka 2 milyar Müslüman, ilk kıblesi için daha ne yapabilir diye düşündüğüm de aklıma gelen, her ülkedeki müslüman kardeşlerimizin zulmedenlerin konsoloslukları etrafında provakasyona gelmeden ve provakasyona mahal verecek hareketlerden kaçınarak protestolar düzenlemesi olmaktadır. Bu protestolar Mescid-i Aksa için alınan sıkandal tedbirler kalkıp statüko tekrar uygulanmaya başlanana kadar belirli aralıklarla gerçekleştirilebilir.

   Şu yaşıma kadar farklı dinlere, ırklara mensup kişileri tanıma fırsatı elde ettim ve bundan dolayı da kendimi şanslı adletmekteyim. Çünkü kafamdaki insan olgusunun daha oturaklı hale gelmesini sağladı. Bir milletin tamamı asla kötü olarak adledilemez olduğunun farkına, yaşayarak daha iyi vardım.  Birçok Avrupalı için de müslümanları tanıdıkça aynı duyguyu yaşadıklarını düşünmekteyim. Avrupa'da birçok vatandaşın müslümanlar ve çok iyi kişiler diye nitelendirdiği komşuları, sınıf arkadaşları, iş arkadaşları vardır. Bundan dolayı oluşturulmak istenen islamofobi algısı Allah'ın izni ile tutmayacaktır.  İnsanların ırkı farklı olsa da her insan vicdan taşır; eğer onu kendi elleriyle öldürmediyse. İnanıyorum ki; bir yayanın yola adımını attığı vakit o insanın zarar görmemesi için anında arabasını durduran çoğu Avrupalı, masum insanların canına kastedip ibadet özgürlüğünü elinden alanların durdurulması için de sesini yükseltir. Çünkü masum Filistinli kardeşlerimiz, en az Avrupa'daki müslüman komşularınız ve arkadaşlarınız kadar iyiler, vicdanlılar ve seslerini dünyanın duyması için bekliyorlar. Ayrıca en az her insan kadar yaşama hakları olmalı, ibadet etme özgürlüğü olmalı. Bundan dolayı bu konu dünyanın herbir yanında ki vicdanı olan her insanın meselesidir.

   Maalesef dünyada birçok yönetici, masumların yanında yer aldığını gösteren, gelişen olaylar karşısında bir açıklama dahi yapmamış ya da olayların çözümlenmesi için çeşitli nedenlerle adım atmamış olabilirler. Ancak demokrasilerde, üstün birşey vardır; halkın vicdanından çıkan sesler.

   Bugün pazar, - 2 milyar müslüman kardeşimiz ve daha sonra Afrika'da, Avrupa'da, Asya'da ve Amerika'da vicdanı olan her insan için- zulme karşı Filistinli kardeşlerimizin yanında olduğumuzu  göstermek ve ilk kıblemizin özgürlüğüne kavuşması adına zulmedenlerin konsolosluklarında buluşarak protestolar gerçekleştirmek için güzel bir gün.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme